Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Kemal Dursun, meme kanserinde cerrahi tedavi kararının tümörün evresi, memedeki konumu ve büyüklüğü, biyolojik özellikleri, hastanın genel sağlık durumu ve tedavi sonrası beklentileri doğrultusunda verildiğini söyledi. Uzm.
Dr. Dursun, erken tanının meme koruyucu cerrahi ve koltuk altı lenf bezlerinin korunması açısından önemli olduğunu ifade etti.Meme kanseri tanısı alan her hastada doğrudan cerrahi tedavi uygulanmadığını belirten Medical Park Tokat Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Kemal Dursun, "Cerrahi kararında tümörün evresi, hastanın genel durumu ve tümörün biyolojik özellikleri dikkate alınıyor.
Bazı hastalarda ameliyat öncesinde sistemik tedaviler uygulanarak tümörün küçültülmesi ve cerrahi tedaviye uygun hale getirilmesi hedeflenebiliyor" dedi.Meme koruyucu cerrahinin özellikle erken evre meme kanserlerinde uygulanabildiğini dile getiren Uzm. Dr. Dursun, "Meme koruyucu cerrahi, negatif cerrahi sınır elde edilebilecek, geride yeterince sağlam meme dokusu bırakılabilecek ve ameliyat sonrasında radyoterapi uygulanabilecek hastalarda tercih edilebiliyor.
Burada yalnızca tümörün boyutuna değil, tümörün meme dokusuna oranına da bakıyoruz. Aynı boyuttaki bir tümör büyük bir memede meme koruyucu cerrahiyle çıkarılabilirken, daha küçük bir memede kozmetik açıdan uygun sonuç elde edilemeyebileceği için mastektomi gündeme gelebiliyor" diye konuştu."Tümörün memedeki konumu da cerrahi planlamayı etkiliyor"Tümörün memedeki yerleşiminin de cerrahi yaklaşım açısından önem taşıdığını belirten Uzm.
Dr. Dursun, "Perifer yerleşimli tümörler daha uygun kozmetik sonuçlarla çıkarılabilirken, meme başına yakın tümörlerde meme başının çıkarılması veya meme başını korumaya yönelik onkoplastik ve kozmetik cerrahi yöntemlerin değerlendirilmesi gerekebiliyor" dedi."Cerrahi yönteme hastalığın özelliklerine göre karar veriliyor"Memenin tamamının alınmasının bazı durumlarda gerekli olabildiğini aktaran Uzm.
Dr. Dursun, "Tümörün memeye oranının yüksek olması, memede birden fazla bölgede tümör bulunması, tümörün tamamının çıkarılmasının mümkün olmaması veya radyoterapi uygulanamaması durumlarında memenin tamamının alınması gündeme gelebiliyor. Enflamatuar seyreden meme kanseri türlerinde ve bazı genetik risk taşıyan hastalarda da mastektomi seçeneği değerlendirilebiliyor" şeklinde konuştu."Bazı hastalarda ameliyat öncesi tedavi uygulanıyor"Meme kanserinde bazı hastalarda ameliyattan önce kemoterapi veya diğer sistemik tedavilerin uygulanabildiğini ifade eden Dr.
Dursun, "Neoadjuvan tedavi özellikle üçlü negatif ve HER2 pozitif meme kanserlerinde, ayrıca inflamatuar meme kanserinde uygulanabiliyor. Bunun yanında lokal ileri meme kanserlerinde tümörü küçülterek hastayı meme koruyucu cerrahiye uygun hale getirmek amacıyla da neoadjuvan tedavilerden yararlanılabiliyor" dedi."Koltuk altındaki lenf bezleri hastalığın evresinin belirlenmesinde önemli"Meme kanserinde koltuk altındaki lenf bezlerinin değerlendirilmesinin tedavi planlamasında önemli bir yere sahip olduğunu söyleyen Dr.
Dursun, "Koltuk altındaki lenf bezlerinin durumu hastalığın evresinin belirlenmesine, neoadjuvan tedavi kararına ve prognozun değerlendirilmesine yardımcı oluyor. Neoadjuvan tedavi sonrasında alınan yanıt da ameliyat sonrası uygulanacak tedavinin planlanmasında dikkate alınıyor" ifadelerinde kullandı."Cerrahi kararda yaşın yanı sıra genel sağlık durumu değerlendiriliyor"Cerrahi tedavi planlanırken hastanın yalnızca yaşının değil, genel sağlık durumunun da dikkate alındığını belirten Dr.
Dursun, "Yaştan ziyade hastanın genel sağlık durumu belirleyici oluyor. Özellikle ileri yaşta, luminal grupta, lenf nodu negatif ve eşlik eden hastalıkları bulunan bazı hastalarda cerrahi tedavi öncelikli olarak düşünülmeyebiliyor. Genç hastalarda ise onkoplastik meme koruyucu cerrahi ve BRCA gen mutasyonlarının değerlendirilmesi ön plana çıkabiliyor" dedi."Tedavi kararında hastanın beklentileri de dikkate alınıyor"Meme koruyucu cerrahi ile mastektomi arasında karar verirken birden fazla kriterin birlikte değerlendirildiğini ifade eden Uzm.
Dr. Dursun, "Kitle-meme oranı, tümörün birden fazla odakta bulunması, sağlam cerrahi sınır elde edilip edilemeyeceği, ameliyat sonrası radyoterapi uygulanıp uygulanamayacağı, kanserin inflamatuar veya lokal ileri evrede olup olmadığı, beklenen kozmetik sonuç, gen mutasyonu durumu ve hastanın beklentileri birlikte değerlendiriliyor" açıklamasında bulundu."Ameliyat sonrası tedavi patoloji sonucuna göre şekilleniyor"Cerrahi sonrasında tedavi planının patoloji sonuçları doğrultusunda yeniden değerlendirildiğini belirten Uzm.
Dr. Dursun, "Ameliyat sonrasında patoloji sonucu değerlendirilerek hastanın yeniden evrelemesi yapılıyor ve buna göre adjuvan tedavi planlanıyor. Meme koruyucu cerrahi uygulanan hastalarda radyoterapi tedavinin önemli bir parçasını oluşturuyor.
Hormon reseptörü pozitif hastalarda hormon tedavisi, HER2 pozitif hastalarda HER2 reseptörünü hedefleyen ilaç tedavileri, üçlü negatif hastalarda ise kemoterapi gibi tedaviler gündeme gelebiliyor. Tedavi planının temel amacı hastalıksız yaşam süresini artırmak ve hastalığın yeniden ortaya çıkma riskini azaltmak" dedi."Erken tanı meme koruyucu cerrahi şansını artırabiliyor"Meme kanserinde erken tanının cerrahi tedavi seçenekleri açısından da önemli olduğunu vurgulayan Uzm.
Dr. Dursun, "Erken tanı, meme koruyucu cerrahi uygulanabilme şansını artırabiliyor. Aynı zamanda koltuk altındaki lenf bezlerinin korunmasına yardımcı olabiliyor.
Uygulanan tedavi yönteminden bağımsız olarak erken tanı, hastalığın nüks riskinin azaltılması ve daha uzun hastalıksız yaşam sağlanması açısından önem taşıyor" dedi.

